Ülkücüler 12 Eylül’de kan tükürdüler, kızılcık şerbeti içtik dediler! Şehitlerimizin son sözleri ise…

1 dakikada okuyabilirsiniz


121
37 , 121

12 Eylül’de İstiklal Marşı için can veren hareketin mensuplarına istiklal marşı eşliğinde işkence edildi ama şehitlerimiz ölümle yüzleşme ve idamla karşılaşma pahasına bile olsa inanç ve ideallerinden caymadı.

Onlar;

İrade göstermişler, Türklüğü bayrak gibi dalgalandırmışlardır.

Tavır göstermişler, Türk milletine canlarını armağan etmişlerdir.

Duruş göstermişler, Türkiye üzerinde hesap yapanları şaşkına çevirmişlerdir. Bıçak gibi ayazlara aldırmamışlardır.

Karanlık ve izbe zindanlara, pusulara ve tuzaklara boyun bükmemişlerdir.

Tertiplere, komplolara ve provokasyonlara diz çökmemişlerdir. Hepsi kahramanlığın kitabını kanlarıyla yazmıştır.

Hepsi Türk-İslam ülküsünü doruklara çıkarmış, asla mahcup etmemiştir.
Onlar ki, Bozkurt bakışlı, hilal kaşlı ve nurlu simalardır.

Onlar ki, aslan yürekli, Yusuf yüzlü, temiz vicdanlıdır.

Hak yolunda, Hakk’ın yanına erkenden gitmeyi göze almış ülkü neferleridir.

Ne kadar övünsek azdır ki, aziz şehitlerimizin zihinleri, bilinçleri ve idrakleri tutsak alınamamıştır. Zira davasına sımsıkı tutunmuş, Türk-İslam ülküsüne tam olarak sarılmış kahramanlarımız için esaret ve teslimiyet hiçbir zaman söz konusu olmamış, tehditler sonuç doğurmamıştır.

12 Eylül’de vatanını çok sevdiği için idam edilen ülkücü şehitlerimizin son sözlerinden bazı dikkat çekici satırlar
1. Mustafa Pehlivanoğlu

Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır.

Zafer her zaman Allah’a inananlarındır. Bunun için hiç üzülmeyin.

Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin.

Son olarak, abime, yengeme, yiyenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah’ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim.

2. Ali Bülent Orkan

Avukat Can Özbay müvekkili Ali Bülent Orkan’ın idam edilişini şöyle anlatıyor:

Cezaevi avlusunda darağacı hazırlanıyordu içeri girdiğimde Orkan çok şık giyinmişti, doktorlar ona ‘Başın ağrıyor mu, midende bir sorun var mı, boğazın ağrıyor mu?’ diye sorular soruyorlardı. O ise sağlık sorunları olmasına rağmen(işkencelere maruz bırakılmıştı) hepsine ‘hayır’ diye yanıt veriyordu.

Doktorlar ‘Peki bu soruları niye sorduğumuzu merak etmiyor musun?’ deyince ‘Sohbet için olmadığını biliyorum herhalde. Beni idam edeceksiniz. Ama merak etmeyin turp gibiyim, hepinizden sağlıklıyım’ yanıtını verdi.

Sonra imamla tövbe duası okudu, namaz kıldı, abdest aldı. Bana ‘Arkadaşlarıma, anneme çok selam söyleyin’ dedi. ‘Anneme düğüne çıkar gibi olduğumu söyleyin’ dedi.”

Şehidimiz Ali Bülent Orkan’ın son mektubu avukatına teslim edilmedi. Son bir isteğin var mı sorusuna ise “Vatan Sağolsun” dedi.

3. İsmet Şahin

Son arzun nedir diye sorulduğu zaman, ”Abdest alıp iki rekat namaz kılmak istiyorum” diye cevapladı.Uzun uzun dua etti ve amin diyerek kalktı, tekrar sehpaya doğru yürüdü. İdam sehpası önündeki sandalyeye çıktı. Kendisinin idamını yasa gereği seyretmek zorunda olan heyete dönerek;

”Savcı bey biliyorsun ki suçsuzum, yani benim suçsuz olduğumu en iyi sizler biliyorsunuz. Ben Allah’a gidiyorum, yalan söyleyecek değilim. Ben yapmadım, sizler ömür boyu bu haksız cezanın vicdan hesabıyla baş başa kalacaksınız.

Yaşasın Allah yolunun yolcuları, yaşasın Türk milleti ve onun sancaktarları.” dedi.

İsmet Şahin, “Beni bu cellada değil bari bir askere bırakında, sandalyeyi o çeksin” diyerek, sandalyeye tekmeyi kendisi vurmaya çalışmış, orada hazır bulunan zevat buna müsade etmemiştir.

4. Ahmet Kerse

Ahmet Kerse, babasına yazdığı “Rahman ve rahim olan yüce Allah’ın adıyla” diye başladığı son mektubunun bir kısmında şöyle söyler;

“Size son sözüm ‘benim ölümüm ancak ve ancak Allah rızası için, vatanımın ve milletimin, devletin yok edilmek istendiği bir zamanda, sahipsiz iken sahip çıkmak ve Allah rızasına kavuşmaktır. Şunu herkes bilsin. Ölümümden kimseyi sorumlu tutmayın. Kimseye kırgın ve dargın değilim. Beni seven, soran herkes hakkını helal etsin.”

Mektubun aslını okumak için tıklayın.

Ahmet Kerse, ülküdaşlarına yazdığı son mektubundan bazı cümleler ise şöyledir;

Ben insanlara dayanmadım ki, yıkılayım, insancıklardan medet ummadım ki, zarara ziyana gireyim.

Ezel ve ebed olan Yüce Mevla’ya gönül verdik.

Onun içindir ki, bu dava sönmez, bitmez, çapulcuların çökmesinden, kaçmasından etkilenmez…

İ’la-yı kelimetullah! diyen diller lal olmaz. Allah diye inleyen güller solmaz. Tekbir getiren, tesbih eden güller solmaz. Susmayacak Hakk’ın dili!

5. Selçuk Duracık

Şehidimiz Selçuk Duracık, “Bismillahirrahmanirrahim Rahman ve Rahim olan Alllah’ın adıyla..” diye başladığı ailesine yazdığı duygu dolu son mektuptan bazı cümleler;

Muhterem babacığım ve anneciğim, bu mektubu son ebedi yolculuğumuz olan Allah’ın huzuruna çıkmadan önce yazmış bulunuyorum. Yüce Mevlam sizlere sabır ve dayanma gücü versin.

Aksi halde sabır etmezsek, Mevlamızın daha çok musibet belaları üzerimize gelir. Onun için hiç üzülmeyin. Çünkü Yüce Mevlamız bir Ayet-i Kerime’de şöyle buyurmaktadır: “Kullarımdan birisine bedeninde veya malında veya evladında bir musibet yönelttiğim zaman, sonra da o da güzel bir sabır ile karşılarsa, kıyamet günü onun için mizam kurmak veya onun için defter açmaktan haya ede-rim.”

İşte babacığım ve anneciğim, sizlerde sakın üzülmeyiniz. Yüce Mevlamıza sabır ve şükrediniz. Bizim için böylesi daha hayırlıdır belki, bunu bilemeyiz. Mevlamız günahlarımızı affeylesin inşallah.

Sizler ne kadar çok sabrederseniz, ben de ebedi istirahathanemde huzurlu ve rahat  olurum, inşallah. Bir Hadis-i Kutsi’de şöyle buyurulmaktadır: “Ey insanoğlu! belama sabreden benden razı olmuş olur. Sabretmeyen, nimetlerime kanaat getirmeyen kendine başka “Rabb” arasın. Ey insanoğlu! Belama sabreden benden razı olur.”

Sizlerin sabredeceğini biliyorum. Eğer beni biraz seviyorsanız sakın ağlamayınız, üzülmeyiniz, Çünkü Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Ölümü üzerine yas tutulan kimse, kıyamet gününde bu yüzden azaba uğratılır.”

Muhterem babacığım ve anneciğim,  Cenab-ı Allah (c.c.)’m  rahmeti, mağfireti, af, feyz ve bereketi, Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin şefaati sizlerin ve cümle ümmetinin üzerine olsun, inşallah. Allah (c.c.)’a emanet olunuz.

Yüce Rabbimize kavuşuyoruz. Onun için bizler üzülmüyoruz. Sizler de üzülmeyin.

Aciz ve garip oğlunuz
SELÇUK DURACIK

6. Fikri Arıkan

A Blok Tecrit 2 Arka Bölüm’de, ölüm sessizliği vardı. Fikri Arıkan idama giderken, bütün ülkücüler demir parmaklıklara yapışmıştı. Buğulu gözlerle, onun koridordan çıkışını izlediler.

O dönemde idam edilen diğer ülkücüler gibi idam sehpasına cesaretle yürürken son sözü “Vatan Sağolsun!” oldu.

ÜMMET ARIKAN (Fikri Arıkan’ın Babası) şöyle anlatıyor;

İlhan, kardeşine bir şeyler yazıyor. Diyor ki, “Babamın sözünden çıkma. Aman ha aman, namazında ol, orucunda ol, İslâm yolundan ayrılma. Aynen böyle diyor. Bize ayrıca yazmadı.

Benim Fikri’min eli kolu bağlıymış zincirlen. Elimi kolumu açın diye bağırmış. Namazımı kılacağım, demiş. Zincirini çözmüşler, oğlum, önce abdest almış, Kur’an okumuş, iki rekat namaz kılmış… Sonra işte Allah demiş, hep, Allah’ı anmış her soluğunda. Avukatı vardı. O gitmemiş. Dayanamam ben demiş gitmemiş işte.

İdam edilmeden önce ziyaretine gittimdi. Yanımda kızım vardı.

Ağlıyorum habire, kendimde değilim. Canım da yanıyor, kolay mı?

Bana kızdı: “Allah için ölmek güzel baba, dedi, metin ol, dedi. Teselli verdi yavrum bana.

Bacısına da öğüt verdi.

Müslüman Türk kızı gibi ol, dedi, İslâmı öğren, yaşa dedi durmadan.

Ölümden hiç korkmuyordu yavrum… Korkmadan da gitti…

7. Halil Esendağ

Şehidimiz Halil Esendağ’ın, diğer ülkücü şehidimiz Selçuk Duracık ile beraber yazdığı “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek başladıkları mektupta şu satırlara yer verdiler;

Muhterem abilerimiz ve gardaşlarımız… Bu aciz satırları yazmamızın gayesi, sizle gönüllerde helalleşmek içindir.

Cümleniz hakkınızı helal edin, hayır ve dualarınızı eksik etmeyin. Bizlerin varsa, cümlenize hakkımız helal olsun. Rabbül Alemin takdiri böyleymiş.

Elhamdülillah biz acizlere takdir-i ilahisine rıza göstermeyi nasip etsin, Rabb ül Alemin inşallah. Bir hadiste şöyle buyuruluyor:

Ölüler için yapılan dualar, nurdan tabakalarla onlara takdim olunur (Hadis-i Şerif) Ölüye, kendisinin üzerine yas tutulması sebebiyle, kabirde azap olunur. (Hadis-i Şerif) iman sahibi, Mevlamıza kavuşuncaya kadar rahata eremez.

Esselamün Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü.

8. Cengiz Baktemur
Cengiz Baktemur’un annesi oğlunu anlatıyor:

”O öyle bir evlattı ki idam edileceği günü bildiği halde ’Ana yeter ki sen üzülme, alnımıza böyle yazılmış’diye konuşup beni teskin etmeye çalışırdı, yüzlerce mektubu geldi ama hiç birinde isyan yoktu..

Gittiği yolun hak yolu olduğunu yazardı ve bize üzülmememizi söylerdi. Öyle söylerdi ama ana yüreği bu, nasıl dayansın ki, her ziyaret sonrası eve gelir ağlardım..

Her görüşte ana sakın ağlama, ben suçsuzum derdi. Bir gün yine ziyaretine gittim. Yeni askerler ve gardiyanlar gelmişti. Beni içeri almak istemediler. Yalvardım, yakardım ama söz dinletemiyordum.

O sırada kendimi kaybedip feryad figan bağırmış, ağlamışım. Oğlum benim sesimi duyup, ’benim anamın sesi bu, n’olur onu içeri alın’ demiş; ve nice yalvarmadan sonra içeri girdim, oğlumla karşılaştığımda ’ana sen niye öyle ağlıyorsun, sakın ağlama, Peygamberler bile çile çekmiş, bizim de çekeceğimiz çile varmış’ diye konuştu.

Yine böyle bir görüş günüydü. Henüz idam kararı çıkmamıştı. Bu görüşmeden 26 gün sonra yavrum idam edildi.

9. Cevdet Karakaş

Cevdet Karakaş ülküdaşlarına yazdığı son mektuptan bazı bölümler şu şekilde;

Allah razı olsun. Bir istek ve arzumu soruyorsun. Artık sizlerden isteğim Bayrağı yere düşürmemeniz. Fakat bazılarından istek ve arzularım var. Onlar belki siz Ülküdaşlarıma ulaşamayabilir. Onun için son istek ve arzularımı kaleme aldım.

Ne olur, Cenazem giderken Al Bayrağımı tabutuma sarın. Vasiyetimi lütfen kabul edin.

Allah rızası için, canım Bayrağım için yüz binlerce vasiyet yazsam az… Fakat, amma niçin, neden sormayın… Bir de Kuran istiyorum.

Yaradanımın, her şeyi bilenimin, en doğruyu, tek yolu gösterenimin, esirgeyenimin, bağışlayanımın, bizi ve Kainatı yaratanımızın Kelamını istiyorum.

Huzuruna varmadan önce belki bir kaç ayetini okuma imkanı bulacağım. Son nefesimi vermenin eşiğinde kulluğumdaki noksanlarımın acısını duyacağım. Beni kurtaracak başka ne olabilir?…

Böyle bir günde huzur içinde olmamı, rahat gitmemi, dünyayı değiştirmemi, yüreğimin ürpermesini, yağlı urganın boynuma kolayca geçmesini, yağlı urgan boynuma geçerken; Lailahe İllallah Muhammeden Resulullah dememi kim sağlayabilir?

Kuranımı veriniz. Bu kadarını benden esirgemeyin.

Ne zaman, hangi saate idama gideceğimi bilmiyorum. Fakat çok yakın olduğunu sadece hissedebiliyorum. Çünkü hücreye konmam için hiç bir sebep yoktu. Bunun için size mektup yazıyorum. Muhterem Ülküdaşlarımdan ricam, Bayrağı burca dikmeden ölürsem görevi kendilerine devrettiğimi bilmelerini istiyorum… Mektubuma son verirken diye bir Cümle vardır. Belki de ben hayatımın son demini yaşıyorum. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim…

Allah yar ve yardımcınız olsun!

İçerik Sağlayıcı : Ziya Üçüncüoğlu


Bu içeriği beğendiysen arkadaşlarınla paylaşabilirsin!

121
37 , 121
Ne tür bir içerik oluşturacaksın?
Test Oluştur
Soru serileri ve onlara uygun cevaplar oluştur.
Testler (Doğru/Yanlış)
Doğru/Yanlış seçenekli test oluştur
Anket
Anket oluştur
Yazı
Destekleyici görseller ile bir yazı oluştur
Listele
İçeriğini Sıralayarak Oluştur
Video
Video paylaşım sitelerinden klipler yükle
Ses, Müzik
Ses dosyası yükle
Resim
Fotoğraf yükle